Bizzat Çekip Düzenlediğim Albüm Kapaklarım

Çorumun’nın sokaklarında, Sezen Aksu’nun o meşhur dizesindeki gibi "avare avare" dolaştığım o günler, aslında bana ait bir yer arayışıydı belkide. Bir yanda geride bıraktığım şehrin (belki Çorum’un o tanıdık kokusu, belki Erasmus sürecinin karmaşası) özlemi genzimi yakıyor, diğer yanda yepyeni bir coğrafyanın sunduğu o ham ve keşfedilmemiş veri setine açlık duyuyordum.

Şehri içime çekmekle, o şehirden firar etmek arasında gidip gelen bir algoritma gibiydim. Belki de bu belirsizlik, sistemin en yaratıcı olduğu andı. O dönem bizzat çekip, düzenleyip, her bir pikseline o "avare" ruhu yedirdiğim bu albüm kapakları, aslında o içsel karmaşanın en somut dökümleri.

Hikaye Pini görüntüsü 

"Sahici bir sarsıntı, yalan bir dengeden iyidir" demişti ya; bu görsellerdeki o yamuk kadrajlar, soluk renkler ve minimalist dokunuşlar, İtalya sokaklarındaki o sarsıntılı ama sahici halimin ta kendisi.

Burası sadece bir blog değil; İtalya’nın tozlu sokaklarından, KYK yurdunun sigorta attıran kettle seslerine uzanan teknik bir hafıza kartı, zihnime açılan bir kapı olan dijital bir bahçe.

 Üsttekiler albüm kapakları hali, alttakiler de ufak düzenlemelerden geçmiş olsalar da fotoğrafların orijinal halleri.  



Assolistler erken çıkar derler normalde ama burada öyle olmayacak. Ben en sevdiğimle başlayacağım! İşte pamuk şekere benzeyen pembesi ve Marmara'yı kıskandıracak mavisi ile Sentimental Yansımalar. Çok iyi hatırlıyorum, GPT'ye sormuştum duygusal yerine ne kullanabilirim diye ve Sentimental kelimesini tekrar keşfetmiştim böylece. Bu albüm kapağına uyduruktan bir de albüm toplamıştım! Herhalde GTA Vice City'yi anımsattığından olsa gerek 80'ler pop ağırlıklı bir liste. Listede Scarface filminden üç şarkı var, gerisini siz düşünün. Hiç hatırlamıyordum bile içeriğini şimdi tekrar bakana kadar. Eğer incelemek isterseniz liste burada
  
 
 
Babamın arabesk sevdasının bana o kadar da iyi yansımadığının kanıtı bu kapak sanırım. Oğlum sen ERASMUS+ ile İtalya yolculuğuna çıkacak adamsın, ne bu melankoli? Geçerlilikten Kalkan Saatler demişim bir de! 42'sinde ölen Cahit Sıtkı bile 35'inde yolun yarısı demiş, senin ne zamanın oldu da ne kadarını kaybettin? Buna bakmak kendi aklıma gelen bir sözü hatırlatıyor: Umut sizi her savaşı kazandırmaz ancak melankoli sizi kılıcınızı kuşanamayacak kadar sakat bırakabilir. Ciddende öyle olmuş ve kendimi karmaşanın içinde boğmuşum. Tabi bunun suçlusu ben değilim aslında ama bu uzun bir hikaye...

 
Bunu da İtalya'ya ya gitmeden hemen önce ya da gidip döndükten hemen sonra çektiğimi hatırlıyorum. Bana oradaki binaları hatırlatmıştı ama benim tanıdık kaldığım o sokaklardaydı. Şimdi o zamanki ben üzerinden analiz edince hem psikolojik hem de bedensel bir araftaymışım. Gidişlerim demişim bu albüme de! Nereye gitmişsem ömrü hayatımca? 

Yorumlar

Popüler Yayınlar