Bizzat Çekip Düzenlediğim Albüm Kapaklarım
Çorumun’nın sokaklarında, Sezen Aksu’nun o meşhur dizesindeki gibi "avare avare" dolaştığım o günler, aslında bana ait bir yer arayışıydı belkide. Bir yanda geride bıraktığım şehrin (belki Çorum’un o tanıdık kokusu, belki Erasmus sürecinin karmaşası) özlemi genzimi yakıyor, diğer yanda yepyeni bir coğrafyanın sunduğu o ham ve keşfedilmemiş veri setine açlık duyuyordum.
Şehri içime çekmekle, o şehirden firar etmek arasında gidip gelen bir algoritma gibiydim. Belki de bu belirsizlik, sistemin en yaratıcı olduğu andı. O dönem bizzat çekip, düzenleyip, her bir pikseline o "avare" ruhu yedirdiğim bu albüm kapakları, aslında o içsel karmaşanın en somut dökümleri.
"Sahici bir sarsıntı, yalan bir dengeden iyidir" demişti ya; bu görsellerdeki o yamuk kadrajlar, soluk renkler ve minimalist dokunuşlar, İtalya sokaklarındaki o sarsıntılı ama sahici halimin ta kendisi.
Burası sadece bir blog değil; İtalya’nın tozlu sokaklarından, KYK yurdunun sigorta attıran kettle seslerine uzanan teknik bir hafıza kartı, zihnime açılan bir kapı olan dijital bir bahçe.
Üsttekiler albüm kapakları hali, alttakiler de ufak düzenlemelerden geçmiş olsalar da fotoğrafların orijinal halleri.

Bunu da İtalya'ya ya gitmeden hemen önce ya da gidip döndükten hemen sonra çektiğimi hatırlıyorum. Bana oradaki binaları hatırlatmıştı ama benim tanıdık kaldığım o sokaklardaydı. Şimdi o zamanki ben üzerinden analiz edince hem psikolojik hem de bedensel bir araftaymışım. Gidişlerim demişim bu albüme de! Nereye gitmişsem ömrü hayatımca?

Yorumlar
Yorum Gönder